Çeşitli yüz gençleştirme ameliyat tekniklerinden sonra saç kayıpları görülebilmektedir. Bu yazıda, yüz gençleştirme ameliyatları sonrasında ortaya çıkabilen saç kayıplarının görünme biçimleri, nedenleri ve tedavi seçenekleri hakkında kapsamlı bir çerçeve sunmayı amaçlıyorum.
Saç kayıpları, tahmin edilebileceği üzere, saçlı deri içerisinde kesi yapılan ameliyatlardan sonra gözlemlenir. Yüz estetiği ameliyatlarında saçlı deri içerisindeki kesiler oldukça sık kullanılır. Bunun temel nedeni, bu kesilerin saçların arasında kalması ve uzun vadede dışarıdan fark edilmemesidir. Bu açıdan bakıldığında, saçlı deri plastik cerrahide ameliyat izlerinin en iyi gizlenebildiği anatomik alanlardan biridir.
Ameliyat sırasında bu kesiler yapılırken saçlar kesinlikle kesilmez. Saçlar, bir kuaförün saç ayırma tekniğine benzer şekilde ayrılır ve saç tellerine zarar vermeden, foliküllerin arasından kesi yapılır. Ameliyat boyunca da saç köklerinin korunmasına azami özen gösterilir. Buna rağmen, bazı hastalarda ameliyat sonrasında kesi çevresinde saç kayıpları görülebilir.
Yüz gençleştirme ameliyatlarından sonra görülebilen saç kayıpları, hastalar açısından kaygı verici olsa da çoğu zaman öngörülebilir mekanizmalara dayanır. Saç kayıplarının ortaya çıkış biçimi, büyük ölçüde yapılan ameliyatın türüne, saçlı deri içindeki kesi uzunluğuna ve kullanılan cerrahi tekniklere bağlıdır. Aşağıda, saç kaybı açısından en sık karşılaşılan ameliyat türlerini ve bu ameliyatlara özgü saç kaybı mekanizmalarını ayrı başlıklar altında ele alıyorum.
İçindekiler
Koronal Alın Germe Ameliyatı Sonrası Saç Kayıpları
Koronal alın germe ameliyatı, saç kaybı açısından en yüksek risk grubunda yer alan yüz gençleştirme ameliyatlarından biridir. Bu teknikte kesi, bir kulaktan diğer kulağa uzanacak şekilde saçlı derinin tamamını kateder ve adeta taç şeklinde bir hat oluşturur.
Bu ameliyat sonrasında saç kaybına yol açabilecek başlıca nedenler şunlardır:
- Saçlı deri içinde çok uzun bir kesi yapılması
- Kesi hattının önünde kalan saçlı derinin dolaşımının zayıflaması
- Geniş flep kaldırılması sırasında kıl foliküllerinin kanlanmasının bozulması
- Kesi hattı boyunca oluşan gerilim ve dikiş basısı
Nadir de olsa, bu kesi hattının önünde kalan saçların tamamına yakınında kalıcı dökülme görülebilir. Bu nedenle günümüzde koronal alın germe ameliyatı, çok seçilmiş vakalar dışında daha sınırlı kullanılmaktadır.
Klasik Şakak Germe Ameliyatı Sonrası Saç Kayıpları
Klasik şakak germe ameliyatlarında, saçlı deri içerisinde nispeten daha sınırlı ancak yine de uzun sayılabilecek kesiler yapılır. Bu bölge, saç çizgisinin şekillenmesinde kritik bir anatomik alan olduğu için, küçük hatalar bile belirgin görsel problemlere yol açabilir.
Bu ameliyat sonrasında saç kaybına neden olabilen faktörler şunlardır:
- Kesi çevresinde saç foliküllerine uygulanan cerrahi travma
- Ekartasyon sırasında oluşan tekrarlayan basılar
- Elektrokoter gibi ısı üreten cihazların kesi çevresinde kullanımı
- Şakak bölgesindeki saçlı derinin aşırı gerilmesi
Bu ameliyatlardan sonra çoğu zaman tam bir saç dökülmesinden ziyade, kesi çevresinde saçlarda seyrelme ve yoğunluk kaybı görülür.
Endoskopik Alın Germe Ameliyatı Sonrası Saç Kayıpları
Endoskopik alın germe, saç kaybı riskinin en düşük olduğu alın germe tekniklerinden biridir. Bu yöntemde saçlı deri içerisinde genellikle üç veya dört adet, yaklaşık 1,5–2 cm uzunluğunda küçük kesiler yapılır ve ameliyat çok ince aletlerle gerçekleştirilir.
Buna rağmen endoskopik alın germe sonrasında da sınırlı saç kayıpları görülebilir. Bu durumun nedenleri şunlar olabilir:
- Kesi çevresinde lokal cerrahi travma
- Dikiş veya tespit materyallerine bağlı lokal enflamasyon
- Endotin veya benzeri tespit sistemlerine karşı gelişen yabancı cisim reaksiyonu
Bu tip saç kayıpları genellikle pul büyüklüğünde, sınırlı alanlarda ortaya çıkar ve çoğu zaman geçicidir.
Yüz Germe Ameliyatları Sonrası Saç Kayıpları
Yüz germe ameliyatlarından sonra saç kayıpları en sık şakak ve ense bölgelerinde gözlemlenir. Bu kayıpların önemli bir kısmı, doğrudan saç folikül hasarından ziyade kesi planlamasıyla ilişkilidir.
Yüz germe ameliyatları sonrası saç kayıplarının başlıca nedenleri şunlardır:
- Kesi hattının yanlış tasarlanması
- Saç çizgisinin geriye taşınması
- Şakak veya ense bölgesinde aşırı cilt gerilimi
- Kesi çevresindeki dolaşımın bozulması
Bu durumlarda bazen gerçek bir saç kaybı olmamasına rağmen, saç çizgisinin yer değiştirmesine bağlı olarak saçlarda belirgin bir azalma varmış gibi algılanabilir. Bu da hastada kelleşme veya çıplaklaşma hissi yaratır.
Saç kaybı ortaya çıktığında hastalara öncelikle saçın doğal yaşam döngüsü hakkında bilgi veririz. Saçın fizyolojisinde üç temel evre vardır: büyüme fazı, uyku fazı ve dökülme fazı. Cerrahi travma, stres ve lokal enflamasyon, bazı saç foliküllerini uyku fazına zorlayabilir. Bu durumda saçlar dökülür ancak folikül canlılığını kaybetmez; saçlı deri içerisinde adeta uykuya girer. Zamanla bu foliküller yeniden aktive olur ve saç üretmeye başlar.
Eğer cerrahi işlem titizlikle gerçekleştirilmişse ve saç foliküllerinde kalıcı hasara yol açan bir etken yoksa, bu tür dökülmeler genellikle geçicidir. Altı ila dokuz aylık bir süre içerisinde saçların büyük bir kısmı kendiliğinden yeniden çıkmaya başlar. Bu süreci desteklemek amacıyla bazı hastalarda PRP uygulamaları veya minoksidil gibi yardımcı tedavilerden faydalanılabilir.
9-12 aylık bekleme süresinin sonunda saçsız alanda belirgin bir düzelme görülmüyorsa, bu noktadan sonra saçların kendiliğinden çıkmasını beklemek gerçekçi olmayacaktır. Bu durumda bir sonraki tedavi aşamasına geçilir. Eğer saçsız alan küçük bir boyuttaysa, bu bölge cerrahi bir elips içerisine alınarak çıkarılabilir ve saçlı deri kenarları birbirine yaklaştırılarak dikilir. Lokal anestezi altında, klinik şartlarında uygulanabilen ve genellikle beş ila on dakika süren basit bir işlemdir. Endoskopik alın germe sonrası görülen minör saç kayıplarında ilk tercih edilen yaklaşım çoğu zaman budur.
Eğer saçlı derideki kayıp alanı daha genişse, saç ekimi gündeme gelir. Burada bahsedilen saç ekimi, klasik erkek tipi saç dökülmelerinde uygulanan geniş alanlı ekimlerden farklıdır. Genellikle enseden yaklaşık üçe üç santimetrelik küçük bir alan lokal anestezi altında tıraş edilir. Uzun saçlı kadın hastalarda bu alan çoğu zaman fark edilmez. Bu bölgeden FUE tekniği ile alınan saç folikülleri, saçsız alana yön ve açıları dikkate alınarak ekilir. Amaç, orijinal saç yoğunluğunun tamamını sağlamak değil, mevcut saçların arasında alanı kamufle edecek kadar bir yoğunluk elde etmektir. Çoğu zaman orijinal yoğunluğun yüzde yirmi ila otuzuna ulaşmak bile yeterli olmaktadır.
Yüz gençleştirme ameliyatları sonrasında saç kaybı sorunu yaşayan hastaların, bu durumu mutlaka doktorlarıyla paylaşmalarını öneririm. Bir yıla kadar uzayabilen bekleme süreçleri sabır gerektirse de çoğu zaman bu süreç doğaldır ve kendiliğinden düzelir. Yüz gençleştirme ameliyatları ve bu ameliyatların olası etkileri hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz.